Miraç Kandili Nedir? Miraç Kandilinde Hangi İbadetler Yapılır?

Miraç gecesi nedir? miraç kandilinin tanımı nedir, miraç kandili ne içindir, miraç kandili tam olarak nedir, miraç gecesinde hangi ibadetler yapılması gerekir, miraç kandilinde yapılacak ibadetler.

Miraç kandili, Recep ayının 27. gecesidir. Miraç, merdiven demektir. Resulullahın göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü gecedir.

Mekke halkı iman etmiyor, Müslümanlara çok sıkıntı veriyordu. İşkenceye başlamış, işi azdırmışlardı. Resulullah çok üzüldü. Hicretten bir yıl önce, elliiki yaşında idi. Zeyd bin Harise’yi alarak Taif’e gitti. Taif halkına bir ay nasihat eyledi. Hiç kimse iman etmedi. Alay ettiler. Çocuklar tarafından taşa tuttular.Resulullahı çok üzdüler.

Ümitsiz, üzüntülü, yorgun geri dönerken, mübarek bacakları yaralandı. Hz. Zeyd’in başı kan içinde kaldı. Çok sıcak bir saatte, yol kenarında, bitkin halde oturdular. Orada bulunan bağ sahibi, Rebia’nın oğulları Utbe ve Şeybe adındaki zengin iki kardeş, köleleri Addas ile, birer salkım üzüm gönderdi.

Resulullah üzümü yerken Besmele okudu. Addas, o zaman Hıristiyan idi. Bunu işitince şaşırdı:

  • Yıllarca buralardayım. Kimseden böyle söz duymadım. Bu nasıl sözdür? dedi.

Resulullah ona sordu:

  • Sen neredensin?
  • Yunüs aleyhisselamın memleketinden imişsin.
  • Siz Yunüs’ü nereden tanıyorsunuz? Onu, buralarda kimse bilmez.
  • O benim kardeşimdir. O da, benim gibi Peygamber idi.
  • Bu güzel yüzün, bu tatlı sözlerin sahibi yalancı olmaz. Ben inandım ki, sen Allahın Resulüsün. Ya Resulallah, yıllarca bu zalimlere, bu yalancılara kölelik ediyorum. Herkesin hakkını yiyorlar. Herkesi aldatıyorlar. Hiç iyi tarafları yok. Dünyalık toplamak, şehvetlerini yapmak için her alçaklığı göze alıyorlar. Onlardan nefret ediyorum. Sizinle birlikte gelmek istiyorum.

Resulullah, tebessüm ederek buyurdu:

  • Şimdi efendilerinin yanında kal! Az zaman sonra, adımı her yerde işitirsin. O zaman bana gel!

Bir müddet istirahat edip, yaralarını, kanlarını sildiler. Mekke’ye yürüdüler. Karanlıkta şehre girdiler. Birkaç ay, Mekke’de çok sıkıntılı geçti. Her taraf düşman idi. Gidecek bir yer yoktu. Doğruca amcası Ebu Talib’in kızı Ümm-i Hani’nin Ebu Talib mahallesinde bulunan evine geldi. Ümm-i Hani, o zaman iman etmemişti.

Kapı çalınınca sordu:

  • Kimsiniz?
  • Amcan oğlu Muhammed’im. Kabul edersen, misafir geldim.
  • Senin gibi doğru sözlü, emin, asil, şerefli misafire can feda olsun. Yalnız teşrif edeceğinizi önceden bildirseydiniz, birşeyler hazırlardım. Şimdi yedirecek birşeyim yok.
  • Yiyecek, içecek istemem. Hiçbiri gözümde yok. Rabbime ibadet etmek, yalvarmak için bir yer bana yetişir.

Ümm-i Hani, Resulullahı içeri alıp, bir hasır, leğen, ibrik verdi.

Resulullah o gün çok incinmişti. Abdest alıp, Rabbine yalvarmaya, af dilemeye, kulların imana gelmesi, saadete kavuşmaları için duaya başladı. Çok yorgun, aç, üzüntülü idi. Hasır üzerine uzanıp uyuyuverdi.

Hazırladığım ni’metleri görsün

O anda, Allahü teala, Cebrail aleyhisselama buyurdu ki:

  • Sevgili Peygamberimi çok üzdüm. Mübarek bedenini, nazik kalbini çok incittim. Bu halde, yine bana yalvarıyor. Benden başka, hiçbir şey düşünmüyor.

Git! Habibimi getir! Cennetimi, Cehennemimi göster. O’na ve O’nu sevenlere hazırladığım ni’metleri görsün. O’na inanmıyanlara, sözleri, yazıları ve hareketleri ile O’nu incitenlere hazırladığım azabları görsün. O’nu Ben teselli edeceğim. O’nun nazik kalbinin yaralarını ben gidereceğim.

Resulullahın bedenen Mekke’den Beytül-mukaddes’e götürüldüğüne inanmıyan kafir olur. Göklere ve bilinmiyen yerlere götürüldüğüne inanmıyan ise, Ehl-i sünnetten ayrılmış olur.

Cebrail aleyhisselam mi’rac için geldiğinde Peygamber efendimize hitaben dedi ki:

  • Ey bütün yaratılmışların en üstünü! Ey Yaratanın sevgilisi! Ey Peygamberlerin efendisi, iyilikler menba’ı, üstünlükler kaynağı olan şerefli Peygamber! Rabbin sana selam ediyor. Hiçbir peygambere, hiçbir mahlukuna vermediği ni’meti sana ihsan ediyor. Seni kendine da’vet ediyor. Lütfen kalk.

Buyur, gidelim.

Burak adındaki beyaz hayvana binip, bir anda Kudüs’te, Mescid-i Aksa’ya geldiler. Cebrail aleyhisselam kayayı parmağı ile deldi. Burak’ı oraya bağladı. Geçmiş peygamberlerden ba’zısının ruhları insan şeklinde orada idi. Cema’at ile namaz için ٨Adem, Nuh, İbrahim peygamberlere, imam olmalarını sıra ile söyledi. Hiçbiri kabul etmedi. Özür dilediler.

‘‘Başkası imam olamaz!’‘

Cebrail aleyhisselam, Habibullahı ileri sürdü:

  • Sen varken, başkası imam olamaz, dedi.

Namazdan sonra, mescidden çıkıp bilinmeyen bir mi’rac ile, bir anda, yedi kat gökleri geçtiler. Her gökte bir büyük peygamberi gördü. Cebrail aleyhisselam Sidre’de kaldı.

  • Kıl kadar ilerlersem, yanar, yok olurum, dedi.

Sidret-ül münteha, altıncı gökte bulunan büyük bir ağaçtır. Resulullah efendimiz Cenneti, Cehennemi, sayısız şeyleri görüp, Refref adındaki bir Cennet yaygısı üstünde olarak Kürsi, Arş ve Ruh alemlerini geçip, bilinmeyen, anlaşılamıyan, anlatılamıyan şekilde Allahü tealanın dilediği yüksekliklere ulaştı. Mekansız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak Allahü tealayı gördü.

Gözsüz, kulaksız, vasıtasız, ortamsız olarak Rabbi ile konuştu. Hiçbir mahlukun bilemiyeceği, anlıyamıyacağı ni’metlere kavuşup, bir anda, Kudüs’e ve oradan Mekke-i mükerremeye, Ümm-i Hani’nin evine geldi. Yattığı yer henüz soğumamış, leğendeki abdest suyunun hareketi durmamış idi. Sabah olunca, Ka’be yanına gidip mi’racını anlatmak istedi. Ümmühani, ‘‘Sana inanan zaten bir avuç , miracını anlatırsan, müşrikler inanmazlar, alay ederler; iman edenler de vazgeçer, ileride kuvvetlenince anlatırsın’‘ dedi. Peygamberimiz, bir insan başta çürükse sununda da çürük olur. Ben İslam binasını sağlam insanlar üzerine bina etmek isitiyorum. Gidip anlatayım ki çürüker sağlarla belli olsun. Gidip anlattı. Bini işiten kafirler alay etti. ‘‘Muhammed aklını kaçırmış, iyice sapıtmış’‘ dediler.

Müslüman olmaya niyeti olanlar da vazgeçti. Birkaçı sevinerek Ebu Bekr’in evine geldi. Çünkü, onun akıllı, tecrübeli, hesablı bir tüccar olduğunu biliyorlardı. Kapıya çıkınca hemen sordular:

  • Ey Eba Bekri Sen çok defa Kudüs’e gittin geldin, iyi bilirsin. Mekke’den Kudüs’e gidip gelmek, ne kadar zaman sürer?
  • iyi biliyorum. Bir aydan fazla.

Kafirler bu söze sevindi. ‘‘Akıllı, tecrübeli adamın sözü böyle olur’‘ dediler. Gülerek, alay ederek ve Hz. Ebu Bekr’in de kendi kafalarında olduğuna sevinerek:

  • Senin efendin, Kudüs’e bir gecede gidip geldiğini söylüyor. Artık iyice sapıttı, diyerek, Ebu Bekr’e sevgi, saygı gösterdiler.

O söyledi ise inandım

Hz. Ebu Bekr, Resulullahın mübarek adını işitince:

  • Eğer O söyledi ise, inandım. Bir anda gidip gelmiştir, deyip içeri girdi.

Kafirler neye uğradıklarını anlıyamadı. Önlerine bakıp gidiyor ve, ‘‘vay

canına, Muhammed ne yaman büyücü imiş. Ebu Bekr’e sihir yapmış’‘ diyorlardı.

Hz. Ebu Bekr hemen giyinip, Resulullahın yanına geldi. Büyük kalabalık arasında, yüksek sesle dedi ki:

  • Ya Resulallah! Mi’racınız mübarek olsun!

Resulullah, bu gün Ebu Bekr’e ‘‘Sıddik’‘ dedi. Bu adı almakla, bir kat daha yükseldi.

Resulullahın bedenen Mekke’den Beytül-mukaddes’e götürüldüğüne inanmıyan kafir olur. Göklere ve bilinmiyen yerlere götürüldüğüne inanmıyan ise, Ehl-İ sünnetten ayrılmış olur.